Netflix’in 3 Bölümlük Yeni Dizisi The Witness İzlenme Listelerinde Zirveye Yürüyor
Rachel Nickell cinayetini merkezine alan The Witness, yalnızca suçu değil, geride kalanların sarsıcı mücadelesini de anlatıyor. Dizi, gerçek dosyaya uzanan güçlü bir belgeselle tamamlanıyor.
Netflix, son dönemde Maid, Midnight Mass ve Baby Reindeer ile dikkat çeken mini dizi çizgisini bu kez İngiltere’nin en tartışmalı cinayet dosyalarından birine taşıyor. Alex Hanscombe’un Letting Go adlı anı kitabından uyarlanan The Witness, 1992’de Londra’daki Wimbledon Common parkında bıçaklanarak öldürülen Rachel Nickell’in gerçek hikayesini ekranlara getiriyor.
Dizinin merkezinde yalnızca korkunç cinayet değil, Rachel’ın ardından kalan partneri ve küçük oğlunun yaşadığı yıkım da yer alıyor. Yapım, bir ailenin böylesi bir travmadan sonra ayakta kalma çabasını duygusal ama kontrollü bir dille işliyor.
Hikayenin bir diğer ağırlık noktası ise soruşturmanın karanlık tarafı. İngiliz polis tarihine geçen yanlış yönlendirilmiş süreçte, Colin Stagg’in hatalı deliller ve yönlendirmeler sonucunda tutuklanması ve hapse gönderilmesi dizide sert bir gerçekçilikle anlatılıyor. Böylece The Witness, sadece bir suç öyküsü değil, adalet arayışının nasıl büyük bir hataya dönüşebildiğini gösteren sarsıcı bir drama haline geliyor.
Üç bölümden oluşan dizi, temposuna rağmen tek solukta izlenecek kadar güçlü bir yapı kuruyor. Üstelik Netflix, bu hikayenin arka planını daha geniş görmek isteyenler için The Murder of Rachel Nickell adlı belgesel filmi de sunuyor. Arşiv görüntüleri ve davanın kilit isimleriyle yapılan röportajları bir araya getiren yapım, Colin Stagg’in 2008’de DNA teknolojileri sayesinde aklanmasını ve gerçek katilin Robert Napper olduğunun ortaya çıkışını anlatıyor.