Vida Ghaffari
Vida Ghaffari, Washington DC metropol alanında doğup büyüdü. NASA’da görev yapan bir bilim insanının kızı olarak analitik düşünme ve araştırma merakıyla; aynı zamanda bir sanatçının çocuğu olarak yaratıcılığı bir arada taşıyan bu farklı kökler, onun hem sahneye hem de hikâyelerin arka planına dikkat kesilen bir bakış geliştirmesinde etkili oldu. Aile içi yönlendirmeler de kariyer yolculuğuna şekil verdi; özellikle katı yapısıyla bilinen Peşmen/İranlı babasını memnun etmek amacıyla University of Maryland, College Park’ta (UMCP) Ekonomi alanında eğitim aldı. Kendi sanatsal gelişimini ve kendini ifade etme biçimini güçlendirmek için ise Tiyatro ve İletişim üzerine yan dallar edindi. Üniversite yıllarında, kampüsün avangart “black box” tiyatrosunda pek çok doğaçlama gösterisine katıldı; aynı dönemde birkaç oyunda da sahne aldı. Mezuniyetinin ardından bir dizi oyunculuk koçuyla çalışarak kendini geliştirmeye devam etti ve prestijli Upright Citizens Brigade (UCB) bünyesinde tamamlanmış bir doğaçlama programını bitirdi. UCB’nin, Amy Poehler’ın (Parks and Recreation) ve çevresindeki arkadaşlarının katkılarıyla kurulduğu biliniyor; Vida da bu eğitim sürecinden sonra doğrudan kamera önündeki deneyim alanına geçti. Bu noktadan itibaren hem sinemada hem de televizyonda oyunculuk yapmaya başladı. Kariyerinin yükselen isimlerinden biri olarak, Mindy Kaling’in imzasını taşıyan ve büyük ilgi uyandıran The Mindy Project’te eş başrol seviyesinde bir rol üstlendi. Aynı zamanda ABC’nin Jimmy Kimmel Live programında da yer aldı. Televizyondaki yolculuğu, Comedy Central’ın Mind of Mencia yapımında sahne aldığı çalışmalarla genişledi. Çeşitliliği yüksek bu performans çizgisi, onun farklı anlatı tonlarına hızlı uyum sağlayan bir ekran yüzüne dönüşmesine katkı verdi. Vida Ghaffari’nin son dönemdeki dikkat çeken adımlarından biri, çok sayıda ödül kazanmış yönetmen Harley Wallen’ın Abeyance adlı filminde yer almasıydı. Variety, onun bu çalışmadaki performansını öne çıkararak Vida’nın ulaştığı görünürlüğe dair bir kapı daha araladı. Abeyance kadrosunda Scout Taylor-Compton, Richard Tyson, Billy Wirth, Mel Novak, Kaiti Wallen ve Yan Birch gibi isimler bulunuyordu. Vida burada, kurnazlığı ve etkisiyle öne çıkan femme fatale bir bilim insanı olan Nikita karakterini canlandırdı. Hikâyenin gücü, kadronun genişliği ve Vida’nın kendi yetişme hikâyesinden de beslenen şekilde “babasıyla özdeşleşen” bir bilim insanı figürünü ekrana taşıması, uluslararası ölçekte ses getiren bir etki yarattı. Vida’nın çalışma düzeni, belirli bir yönetmen çevresiyle kurduğu yaratıcı ortaklıklara da dayanıyor. Dustin Ferguson ile sık sık birlikte üretim yapan oyuncu, bu yönetmenin yenilikçi sineması nedeniyle pek çok ödülle ilişkilendirilen çalışmalarına da dahil oldu. Yakın gelecekteki bilim kurgu gerilim filmi Robowoman için de, Dawna Lee Heising, Brinke Stevens (Slumber Party Massacre), Mel Novak, Sue Price (Nemesis 5: The New Model), Gregory Blair ve Peter Stickles’tan oluşan güçlü bir topluluk kadrosuyla birlikte seçildi. Robowoman’da Vida, eğitimli ve uzman bir tıbbi araştırmacı olan Hannah karakterini canlandırdı. Ferguson’la devam eden iş birliklerinde Vida’nın karakter dili daha da sertleşti. Horndog’s Beach Party’de Becky’ye hayat veren oyuncu, taviz vermeyen, “geri adım atma” çizgisinde ilerleyen ve kimsenin alanına izin vermeyen türden bir role imza attı. Bu yapımda Lee Heising’le birlikte ve Saved By the Bell’in Troy Fromin’iyle aynı kadroda yer aldı. Nation’s Fire adlı filmde ise daha da kritik bir işleve sahip bir karakteri üstlendi: okul güvenlik görevlisi Joan. Kadroda iki kez Oscar’a aday gösterilmiş Bruce Dern, Gil Bellows, UFC dövüşçüsü Chuck Liddell, Krista Grotte ve daha birçok isim bulunuyordu. Vida’nın bu filmdeki görünürlüğü, onun farklı türlerde inandırıcılığı koruyabilen bir oyuncu olduğuna dair algıyı güçlendirdi. Tür sineması tarafında ise Vida, “ultimate horror scream queen” olarak anılan bir etkiyle öne çıktı. Holy Terror’da Kristine DeBell (Meatballs) ve Mel Novak’la (Bruce Lee’s Game of Death, Black Belt Jones) birlikte rol alan Vida, ele geçirilmiş bir karakter olan Hayley’i canlandırdı. Filmin sunduğu atmosferi ve gerilimi taşıyan performansı nedeniyle, öne çıkan bir gazeteci Maurice Dwayne Smith tarafından “Persian Linda Blair” olarak anıldığı da biliniyor. Bu ifade, onun korku türündeki sahne gücünün ne denli dikkat çektiğini yansıtan bir takdir şeklinde sunuldu. Vida’nın filmografisi, korku ve gerilim çizgisinin dışına da taşarak daha farklı dramatik tonlara ulaştı. Romane Simon’ın Hybristophilia adlı yapımında Quinton Aaron’la birlikte (The Blindside’da Sandra Bullock’la birlikte) ciddi ve mesafeli bir duruşa sahip gazeteci Sabrina Sanchez rolünü üstlendi. Yakın dönemde ise Levin Garbisch’in Miranda Veil filminde çekimlerini tamamladığı belirtilen çalışmada, Alice Veil karakterine hayat verdi. Bu rolde Vida, merhametli ve endişeli bir anne figürünü canlandırırken, karakterin ne kadarını gerçekten gösterdiği ve aslında kim olabileceği konusunda “gizli bir belirsizlik” taşıyan bir tonla ilerledi. Vida Ghaffari’nin bu performansları, onun hem karakter inşasında hem de farklı türlerin gerektirdiği duygusal hızda kendi kimliğini koruyabilen bir oyuncu olduğunu ortaya koyuyor.
Photos 1
Movies
Comments 0
Share your thoughts about this title
Sign InNo comments yet. Be the first to comment!